Karanlıkta çok fazla zaman geçirirsek ne olur?

Karanlıkta çok fazla zaman geçirirsek ne olur?

Karanlıktan kaçınmamız gözlerimize dayanır. Bizler diurnal (gündüze ait) – gündüz aktif- varlıklarız, yani bu demek oluyor ki atalarımız güneş tepedeyken avlanmaya, keşfe çıkmaya ve sığınmaya adapte edilmişlerdir.

Yeterli gün ışığında gözlerimizin işlevi mükemmel seviyededir. “Koni hücreleri” olarak adlandırılan fotoreseptör hücrelerin keskin ayrıntılara girmemizi sağlayan bolluğuna sahibiz: Atalarımız ufuktaki hayvanları seçebilir veya bir ağaçta meyve parçasını gözüne iliştirebilir ve ağaçlardaki meyvelerin keskin renklerinden olgunlaşıp olgunlaşmadığını anlayabilirdi.

Fakat gün ışığı olmadan, gözlerimiz tüm işlevini yerine getiremez: koni hücrelerinin uçları (gut of cone cells) için düşük ışıklarda görebilmeyi sağlayan “çubuk hücreler” fotoreseptörlerden mahruz kaldık.

Her gece güneş battığında atalarımız savunmasız kaldı. Aslanlar, sırtlanlar, kılıç dişli kaplanlar, zehirli yılanlar gibi güçlü gece görüşüne sahip gece avcılarının (nocturnal hunters) egemen olduğu bir dünyaya girerken avcıdan ava dönüştüler

Modern Batı’da, artık gece boyunca kılıç dişli kaplanlar tarafından pusuya düşürülmekten korkmuyoruz ama yine de karanlıkta kıvranıyoruz.

Referans:

https://www.popsci.com/sensory-deprivation-effects-darkness

1990 Manisa doğumlu, 2008'den beri İzmir'de yaşamaktadır.

    Bir yorum yaz

    Your email address will not be published.*